top of page

Klinik Psikolog
Aslı Uzer Akkoyun

Zarar Veren İlişkiden Kopmak Neden Zordur?

  • Yazarın fotoğrafı: Aslı Uzer
    Aslı Uzer
  • 2 Ağu
  • 4 dakikada okunur

Bazı ilişkiler kişiye iyi gelmediği hâlde bırakılması çok zor olabilir. Dışarıdan bakıldığında “Neden hâlâ orada?” gibi görünebilir; fakat içeriden bakıldığında süreç çoğu zaman irade zayıflığı değil, karmaşık bir psikolojik bağlanma, korku, umut, alışkanlık ve hayatta kalma döngüsüdür.


Bu durum özellikle şiddet, manipülasyon, duygusal ihmal, aldatılma, değersizleştirme, yoğun iniş-çıkışlar veya sürekli mutsuzluk içeren ilişkilerde görülebilir.


Bağlanma Sistemi Devreye Girer


Yakın ilişkilerde bağlanma sistemi aktifleşir. Kişi partnerini yalnızca “sevdiği biri” olarak değil, güvenlik, onay, değer ve sakinleşme kaynağı olarak da yaşayabilir.


Özellikle kaygılı bağlanma örüntüsüne sahip kişilerde terk edilme, sevilmeme veya yalnız kalma ihtimali çok yoğun tehdit gibi algılanabilir. Bu kişiler ilişkide zarar görseler bile ayrılık düşüncesi daha büyük bir panik yaratabilir.


Zihin şu ikileme sıkışabilir:


“Bu ilişki bana zarar veriyor.”

Ama aynı zamanda:

“Onsuz kalırsam daha kötü olurum.”


Bu nedenle kişi ilişkiyi bitirmek yerine partnerin değişeceğine, eskisi gibi olacağına veya bir gün gerçekten seveceğine tutunabilir.


Travmatik Bağ Oluşabilir


Travmatik bağ, zarar veren kişiyle güçlü bir duygusal bağın oluşmasıdır. Bu bağ genellikle sürekli kötü davranıştan değil, kötü davranış ile sevgi/özür/yakınlık anlarının dönüşümlü yaşanmasından beslenir.


Bir gün inciten, küçümseyen veya uzaklaşan partner; başka bir gün çok sevgi dolu, pişman, ilgili veya romantik olabilir.


Bu iniş-çıkış zihinde güçlü bir bağ yaratabilir. Çünkü kişi yalnızca acıya değil, acıdan sonra gelen rahatlama ve sevgi anına da bağlanır.


Yani kişi bazen partnerin kendisine değil, “partner iyi olduğunda hissettirdiği hâle” bağımlı hâle gelebilir.


Aralıklı Pekiştirme Döngüsü


Psikolojide aralıklı pekiştirme, ödülün sürekli değil, tahmin edilemez aralıklarla gelmesidir. Bu sistem davranışı daha dirençli hâle getirebilir.


İlişkide de benzer bir şey olur:


Bazen sevgi vardır.

Bazen yoktur.

Bazen yakınlık vardır.

Bazen soğukluk.

Bazen özür vardır.

Bazen suçlama.


Bu tahmin edilemezlik kişiyi daha çok beklemeye, daha çok çabalamaya ve “bu sefer düzelecek” umuduna bağlayabilir.


Zihin şuna tutunur:


“Eskiden çok güzeldi.”

“Bazen çok iyi biri oluyor.”

“Biraz daha sabredersem değişebilir.”

“Ben doğru davranırsam ilişki düzelir.”


Bilişsel Çelişki Yaşanır


Kişi hem “Bu ilişki bana zarar veriyor” bilgisini hem de “Onu seviyorum / emek verdim / ayrılamam” düşüncesini aynı anda taşıdığında zihinsel bir çelişki oluşur.


Bu çelişki çok rahatsız edicidir. Zihin bu rahatsızlığı azaltmak için ilişkiyi yeniden yorumlayabilir:


“Aslında o kadar kötü değil.”

“Ben de abartıyor olabilirim.”

“Çocukluğu zor geçmiş, o yüzden böyle.”

“Beni seviyor ama sevgisini gösteremiyor.”

“Ben daha anlayışlı olursam değişir.”


Bu yorumlar kısa vadede kişinin iç çatışmasını azaltır; fakat uzun vadede zarar veren ilişkide kalmayı kolaylaştırabilir.


Öğrenilmiş Çaresizlik Gelişebilir


Kişi defalarca konuşmuş, sınır koymaya çalışmış, ayrılmayı denemiş veya yardım istemiş ama sonuç değişmemişse zamanla “Ne yapsam olmuyor” hissi gelişebilir.


Bu noktada kişi aktif çözüm aramaktan çok duruma katlanmaya başlayabilir.


Şunu düşünebilir:


“Zaten ayrılamam.”

“Kimse beni anlamaz.”

“Tek başıma yapamam.”

“Bundan iyisini bulamam.”

“Benim ilişkim böyle olmak zorunda.”


Bu çaresizlik hâli, kişinin seçeneklerini olduğundan daha az görmesine neden olabilir.


Kişi Kendi Değerinden Şüphe Etmeye Başlayabilir


Uzun süre eleştirilmek, suçlanmak, küçümsenmek, görmezden gelinmek veya manipüle edilmek kişinin benlik algısını zayıflatabilir.


Zamanla kişi partnerin davranışını değil, kendisini sorgulamaya başlar:


“Ben mi çok hassasım?”

“Ben mi zor biriyim?”

“Beni başkası sever mi?”

“Belki de sorun bendedir.”


Bu, özellikle duygusal istismar ilişkilerinde çok sık görülür. Kişi kendi gerçekliğine güvenini kaybettikçe ilişkiden çıkmak daha da zorlaşabilir.


Yatırım ve Kayıp Korkusu Devreye Girer


Bir ilişkiye zaman, emek, duygu, aile düzeni, sosyal çevre, ekonomik kaynak veya gelecek hayali yatırıldığında ayrılmak yalnızca kişiden ayrılmak gibi hissedilmez.


Kişi aynı zamanda şunları kaybedecek gibi hissedebilir:


Verdiği emeği

Kurulan hayali

Geçmiş güzel anıları

Sosyal düzeni

Ekonomik güvenliği

Aile bütünlüğünü

“Ben bu ilişkiyi seçtim” inancını


Bu yüzden bazen kişi mevcut zararı değil, ayrılığın getireceği kaybı daha büyük algılar.


İlişkinin İçinde Olduğunu Nasıl Fark Edebilir?


Şu işaretler dikkat çekici olabilir:


  • Kendini ilişkide sık sık suçlu, yetersiz veya değersiz hissetmek

  • Partnerin tepkisinden korktuğun için kendini sansürlemek

  • Ayrılmayı düşündüğünde yoğun panik, boşluk veya suçluluk yaşamak

  • Sürekli “aslında iyi biri” diyerek zarar verici davranışları açıklamaya çalışmak

  • İlişkinin iyi anlarına tutunup kötü anları küçültmek

  • Yakın çevrenin endişelerini sürekli savunmaya geçerek karşılamak

  • Kendi ihtiyaçlarını söylemekten çekinmek

  • Partnerin sevgisini kazanmak için kendinden vazgeçmek

  • Ayrılık fikri geldiğinde ilişkiyi değil, kendi dayanma gücünü sorgulamak

  • “Onsuz yapamam” düşüncesinin sık gelmesi


Ne İyi Gelir?


İlk adım kişinin kendini suçlamadan döngüyü fark etmesidir. Çünkü zarar veren ilişkiden çıkamamak çoğu zaman “mantıksızlık” değil, bağlanma sistemi, korku, umut, öğrenilmiş çaresizlik ve psikolojik pekiştirme süreçlerinin birleşimidir.


Yardımcı olabilecek adımlar:


  1. İlişki döngüsünü yazmak

    Kötü davranış, özür, yakınlaşma, umutlanma, tekrar incinme döngüsü görünür hâle getirilebilir.

  1. Sadece iyi anlara değil, toplam ilişki deneyimine bakmak

    “Bazen iyi” olması, ilişkinin genel etkisini değiştirmeyebilir.

  1. Güvence ve gerçeklik desteği almak

    Güvenilir arkadaş, aile üyesi veya terapistle ilişkiyi dışarıdan görmek önemlidir.

  1. Kendi ihtiyaçlarını yeniden fark etmek

    “Ben bu ilişkide ne hissediyorum?”, “Ben neye ihtiyaç duyuyorum?”, “Bu ilişki beni nasıl biri yapıyor?” soruları çalışılabilir.

  1. Bağlanma örüntülerini anlamak

    Terk edilme korkusu, değersizlik şeması, duygusal yoksunluk, boyun eğicilik veya kendini feda gibi örüntüler ilişkide kalmayı güçlendirebilir.

  1. Sınır çalışmak

    Kişi önce küçük sınırlardan başlayarak kendi alanını yeniden kurabilir.

  1. Şiddet varsa güvenlik planı yapmak

    Fiziksel, cinsel, ekonomik veya ağır psikolojik şiddet varsa ayrılık süreci tek başına ve ani şekilde planlanmamalıdır. Güvenilir kişiler, profesyonel destek ve güvenlik kaynakları devreye girmelidir.




Zarar veren bir ilişkiden kopamamak çoğu zaman sevginin gücünden değil; bağlanma sisteminin, korkunun, umudun, aralıklı sevginin ve öğrenilmiş çaresizliğin birlikte çalışmasından kaynaklanır.


Bazen insan partnerini değil, partnerin ara sıra sunduğu güven, değer ve sevgi ihtimalini bırakamaz.


İyileşme, “Neden ayrılamıyorum?” diye kendini suçlamakla değil; “Beni bu bağın içinde tutan psikolojik döngü ne?” diye merak etmekle başlar.

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör

Yorumlar


bottom of page